> Biyolojik çeşitlilik
 sözleşmesi
______________________

> Djerba deklarasyonu
______________________

> İspanya'dan tohum ağı temsilcilerinin ziyareti
______________________

> Avrupalı köylü tohum ağı küresel tohum bankasını sorguluyor
______________________

> Avrupa'nın genetik boşluğu
______________________

> “Türkiye’nin tarımsal biyoçeşitliliğinin korunması için tohum ağı” projesi
______________________

> Türkiye’nin tarımsal biyoçeşitliliğinin Korunması için tohum ağı projesi STK toplantısı
_______________________

> Avrupa bitki çeşitliliğine açılan pencere
_______________________


.
.
 

 

Avrupa’nın Genetik Boşluğu

Avrupa Birliği’nin genetiği değiştirilmiş ürünlere yaklaşımının özeti: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.”

Nıvart Taşçı
nivartt@gmail.com

Yeşil renkli alan ve noktalar, Avrupa'da genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) tarımına izin verilmeyen bölgeleri gösteriyor. Kamuoyu araştırmaları, Avrupalı tüketicinin GOD ürünlerini giderek daha fazla kabullendiğini gösteriyor.

Avrupalıların genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterdiği direnç, üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GD mısır çalışmaları, ürünlerin ekili olduğu alanların aktivistlerce işgali ve halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu. Yerli halkın eylemcilere yemek ve battaniye götürmesi, “Monsanto Üniversitesi” olarak adlandırılan Nürtingen-Geislingen’in rektörünü söz konusu kararı almaya mecbur etti. Çalışmaları durduran diğer üniversite ise Max Planck Bitki Üretim Araştırma Enstitüsü. Enstitüde görevli araştırmacılardan Heinz Saendler’a göre “Almanya’da sürdürülen GD tohum araştırmalarının
Fotoğraf: Assembly of European Regions (AER)     geleceği karanlık.”

Avrupa’daki GD tarım ürünlerine ilişkin denemelerin üçte biri Almanya’da gerçekleştiriliyor. Ülkede, GD karşıtlarının çabaları etkili olsa da genel durum çok umut verici değil. Çünkü gıda devlerinin baskısı, GDO karşıtı mevcut yasaların hayata geçmesini zorlaştırıyor. Yasalar, yeni uygulamalarla deliniyor. Üreticilerin yasalar tarafından kollandığı bir sistemde sivil itaatsizliğin çok daha sıkı biçimde örgütlenmesi, ısrarcı ve uyanık olması gerekiyor.  yazının tümü