Avrupa’nın Genetik Boşluğu
Avrupa Birliği’nin genetiği değiştirilmiş ürünlere yaklaşımının özeti: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.”
Nıvart Taşçı
nivartt@gmail.com
Yeşil renkli
alan ve noktalar, Avrupa'da genetiği değiştirilmiş
organizmaların (GDO) tarımına izin verilmeyen bölgeleri
gösteriyor. Kamuoyu araştırmaları, Avrupalı tüketicinin GOD
ürünlerini giderek daha fazla kabullendiğini gösteriyor.
Avrupalıların
genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterdiği direnç,
üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye
başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan
Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GD mısır
çalışmaları, ürünlerin ekili olduğu alanların aktivistlerce
işgali ve halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu.
Yerli halkın eylemcilere yemek ve battaniye götürmesi,
“Monsanto Üniversitesi” olarak adlandırılan
Nürtingen-Geislingen’in rektörünü söz konusu kararı almaya
mecbur etti. Çalışmaları durduran diğer üniversite ise Max
Planck Bitki Üretim Araştırma Enstitüsü. Enstitüde görevli
araştırmacılardan Heinz Saendler’a göre “Almanya’da
sürdürülen GD tohum araştırmalarının
Fotoğraf: Assembly
of European Regions (AER) geleceği
karanlık.”
Avrupa’daki GD tarım ürünlerine ilişkin denemelerin üçte biri Almanya’da gerçekleştiriliyor. Ülkede, GD karşıtlarının çabaları etkili olsa da genel durum çok umut verici değil. Çünkü gıda devlerinin baskısı, GDO karşıtı mevcut yasaların hayata geçmesini zorlaştırıyor. Yasalar, yeni uygulamalarla deliniyor. Üreticilerin yasalar tarafından kollandığı bir sistemde sivil itaatsizliğin çok daha sıkı biçimde örgütlenmesi, ısrarcı ve uyanık olması gerekiyor. yazının tümü