|
Organik
tarımın gerisinde, çevre ve sağlığın merkezi önemde olması ve
çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri görüşü yatar.
Fakat organik tarım aynı zamanda -sertifikasyon gibi- pazarlama
araçlarıyla ciddi bir ticari iş alanı haline geliyor ve giderek daha
fazla alana yayılıp etkisini arttırıyor. Dünya çapında 30 milyon
hektarın üzerindeki sertifikalı organik tarım arazisi, şimdiden
küresel pazar için 30 milyar avro değerinde ürün üretiyor. Bu
piyasa, klasik gıda ürünleri küresel piyasasından çok daha hızlı
büyüyor. Sertifikalı organik gıdaların ana pazarı hala çok büyük
ölçüde Kuzeydir; ancak ihracata yönelik organik üretim Güneyde
sürekli biçimde artış gösteriyor. Aynı zamanda Güneyde, sıradan
çiftçilere yönelik yerel organik gıda ve çiftçilik sistemleri
geliştirmek için yeni stratejiler oluşturuluyor; ki bunların çoğu
sertifikasyona ticari yaklaşımı reddediyor.
Sertifikalı organik ürünler nelerdir?
Sertifikalı organik ürünler, ayrıntılı ve hassas teknik standartlara
uygun olarak üretilmiş, depolanmış, işlenmiş, paketlenmiş, pazara
sürülmüş ve bir sertifikasyon yetkili kurumu tarafından “organik”
olarak belgelendirilmiş ürünlerdir. Bir ürün ancak bir sertifikasyon
kurumunca organik standartlara uygunluğu onaylanınca, o şekilde
etiketlenebilir.
Gıda ticaretine ve perakende piyasalarına hakim olan çok-uluslu
büyük şirketler, son on yıl boyunca büyümesini sürdüren organik gıda
ürünleri piyasalarına bakışlarını değiştirdiler. Onlar artık bu
piyasaları ortadan kaldırılması gereken tehlikeler değil,
fethedilmesi gereken büyüyen pazarlar olarak görüyorlar. Tohum
şirketleri bile konuya yaklaşımlarını değiştirmeye başladı. Son
yıllarda tohum sanayisinden koro halinde yükselen sesler
şöyle özetlenebilecek bir pazarlık önerisinde bulunuyor:
“Eğer siz organik çiftçilerin bizim tohumlarımızı
kullanmasını zorunlu kılarak bize bir pazar garantisi
verirseniz, size organik tohumlar sağlarız.”
Bu,
potansiyel olarak tehlikeli sonuçlar yaratabilecek, ama
organik hareketi içinde kimilerini sağlayacağı yararlarla
ikna edebilecek tartışmalı bir öneridir. Sayıları giderek
artan birçok hükümet de tohum sanayisinin önerisini
destekliyor. Öte yandan başka hükümetler ise bu pazarlığı,
organik tarımı şirketlerin kontrolü altına sokacak ve küçük
çiftçilerin ve tüketicilerin çoğunluğunun çıkarlarına aykırı
düşürecek bir tuzak olarak değerlendiriyor.
2003 yılında, organik tohumlar üzerine bir konferansa
Organik Tarım Hareketleri Uluslararası Federasyonu (IFOAM)
ve Uluslararası Tohum Federasyonu (ISF) tarafından ortak
olarak ev sahipliği yapılacağı haberleri gelince, organik tarım
hareketi ile uluslararası tohum sanayisi arasındaki yakınlaşma
birdenbire iyice görünür hale geldi.
>>
.
|