> Organik tohum sertifikasyonu politikası
______________________

> Türkiye'nin yeni tohum yasası: Yeni kontroller, eski tartışmalar
______________________

> Uluslararası hukuk ve sözleşmeler
______________________

> Geleneksel tarım çeşitlerinin muhafazası /sürdürmesi yönünde “Çiftçi Kullanımı” konsepti önerisi
______________________

> Bitki genetik kaynakları toplantısına çiftçiler katıldı
______________________

> Monsanto genetik kaçışların tüm sorumluluğunu kabul etti
______________________
 

 

 

Kimin Ürünü?
Organik Tohum Sertifikasyonu Politikası


GRAIN

Çevirmen: Halit Elçi
Orijinal Ingilizce için http://www.grain.org/nfg/?id=543

 


Organik tarımın gerisinde, çevre ve sağlığın merkezi önemde olması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri görüşü yatar. Fakat organik tarım aynı zamanda -sertifikasyon gibi- pazarlama araçlarıyla ciddi bir ticari iş alanı haline geliyor ve giderek daha fazla alana yayılıp etkisini arttırıyor. Dünya çapında 30 milyon hektarın üzerindeki sertifikalı organik tarım arazisi, şimdiden küresel pazar için 30 milyar avro değerinde ürün üretiyor. Bu piyasa, klasik gıda ürünleri küresel piyasasından çok daha hızlı büyüyor. Sertifikalı organik gıdaların ana pazarı hala çok büyük ölçüde Kuzeydir; ancak ihracata yönelik organik üretim Güneyde sürekli biçimde artış gösteriyor. Aynı zamanda Güneyde, sıradan çiftçilere yönelik yerel organik gıda ve çiftçilik sistemleri geliştirmek için yeni stratejiler oluşturuluyor; ki bunların çoğu sertifikasyona ticari yaklaşımı reddediyor.

Sertifikalı organik ürünler nelerdir?

Sertifikalı organik ürünler, ayrıntılı ve hassas teknik standartlara uygun olarak üretilmiş, depolanmış, işlenmiş, paketlenmiş, pazara sürülmüş ve bir sertifikasyon yetkili kurumu tarafından “organik” olarak belgelendirilmiş ürünlerdir. Bir ürün ancak bir sertifikasyon kurumunca organik standartlara uygunluğu onaylanınca, o şekilde etiketlenebilir.

Gıda ticaretine ve perakende piyasalarına hakim olan çok-uluslu büyük şirketler, son on yıl boyunca büyümesini sürdüren organik gıda ürünleri piyasalarına bakışlarını değiştirdiler. Onlar artık bu piyasaları ortadan kaldırılması gereken tehlikeler değil, fethedilmesi gereken büyüyen pazarlar olarak görüyorlar. Tohum şirketleri bile konuya yaklaşımlarını değiştirmeye başladı. Son yıllarda tohum sanayisinden koro halinde yükselen sesler şöyle özetlenebilecek bir pazarlık önerisinde bulunuyor: “Eğer siz organik çiftçilerin bizim tohumlarımızı kullanmasını zorunlu kılarak bize bir pazar garantisi verirseniz, size organik tohumlar sağlarız.” 
Bu, potansiyel olarak tehlikeli sonuçlar yaratabilecek, ama organik hareketi içinde kimilerini sağlayacağı yararlarla ikna edebilecek tartışmalı bir öneridir. Sayıları giderek artan birçok hükümet de tohum sanayisinin önerisini destekliyor. Öte yandan başka hükümetler ise bu pazarlığı, organik tarımı şirketlerin kontrolü altına sokacak ve küçük çiftçilerin ve tüketicilerin çoğunluğunun çıkarlarına aykırı düşürecek bir tuzak olarak değerlendiriyor. 2003 yılında, organik tohumlar üzerine bir konferansa Organik Tarım Hareketleri Uluslararası Federasyonu (IFOAM) ve Uluslararası Tohum Federasyonu (ISF) tarafından ortak olarak ev sahipliği yapılacağı haberleri gelince, organik tarım hareketi ile uluslararası tohum sanayisi arasındaki yakınlaşma birdenbire iyice görünür hale geldi.  >>
.

                                                     web tasarımı : Yüksel Meriç e-posta:  y.meric@hotmail.com