> Biyolojik çeşitlilik
 sözleşmesi
______________________

> Djerba deklarasyonu
______________________

> İspanya'dan tohum ağı temsilcilerinin ziyareti
______________________

> Avrupalı köylü tohum ağı küresel tohum bankasını sorguluyor
______________________

> Avrupa'nın genetik boşluğu
______________________

> “Türkiye’nin tarımsal biyoçeşitliliğinin korunması için tohum ağı” projesi
______________________

> Türkiye’nin tarımsal biyoçeşitliliğinin Korunması için tohum ağı projesi STK toplantısı
_______________________

> Avrupa bitki çeşitliliğine açılan pencere
_______________________


.
.
.
 

 

Avrupalı Köylü Tohum Ağı, Küresel Tohum Bankasını Sorguluyor:
Anahtarı Kimde Olacak?

(25 Şubat 2008) Tıpkı yüzyıllar öncesi korsanlarının yapmayı tahayyül ettikleri gibi, günümüzün en zengin insanları da toprak ve atalarımızın insanlığa ve çocuklarımıza miras bıraktıkları en kıymetli hazine—yani, tüm yiyecek çeşidinden tohumları—güvenli bir yerde gömmeyi planlıyorlar. Fakat bizim bilmediğimiz, bunları koruyacak zıhrlı kapının anahtarının kimde olacağıdır.

Küresel Tohum Ambarı’nın açılışı, dünyanın en ücra köşelerinden biri olan, Norveç’teki Spitsbergen Adası’nda bulunan Svalbard’da 26 Şubat’ta gerçekleştirilecektir. Bu proje, dünyada var olan tüm tohum çeşitlerini bir depoda bir araya toplamak amacıyla ve Norveç Hükümeti, Global Crop Diversity Trust (Küresel Ürün Çeşitleri Vakfı), Nordic Gene Bank arasında varılan üç taraflı bir anlaşmanın sonucunda oluşturulmuştur.

 Bill ve Melinda Gates Vakfı, Rockefeller Vakfı, DupontPioneer, Syngenta AG, Syngenta Vakfı ve Uluslar arası Tohum Federasyonu, dünya tohum endüstrisi lobi grupları vs. tarafından finanse edilen ve desteklenen vakıf, bu tohum bankasının faaliyetlerini finanse edecektir.

The Réseau Semences Paysannes (Avrupa’daki Köylü Tohum Ağı), çeşitli sebeplerden dolayı, özellikle bu insiyatif ile ilgili kaygılar taşımaktadır.

Bu tohum bankasını finanse eden çokuluslu endüstri kuruluşları ve şirketleri, bir yandan kendilerini bu tohum “koruma” projesinin içerisine hevesle atarken, öte yandan dünyanın genetik kaynaklarını tahrip etmek için gerekli tüm koşulları yaratırken:

1- Onlar, tüm gezegende, köylüleri çiftlikte üretilen tohumları muhafaza etme, kullanma, değiş-tokuş yapma ve satma haklarından yoksun bırakan kurallar dayatmaktadırlar. Tohum endüstrisi, köylüler tarafından seçilen tohumları, bedelsiz olarak tarlalardan aldıktan sonra bunları kendi “fikri mülkiyet”leri olarak göstermek üzere tasarlanmış genetik damgaları ile markalamaktadırlar. Bu kurallar aynı zamanda, “serbest pazar” adı altında, köylülerin kendi tohumlarını el değiştirmelerine peyderpey engel koymaktadır. Üstelik kurallar, köylüleri, satış için gerekli resmi kataloglarda kaydedilebilen yegâne tohumlar olan endüstrinin üretilmiş tohumlarını almaya zorlamaktadır. Pek çok ülkede, köylüler artık kendi hasatlarından yeniden tohum ekme haklarına bile sahip değiller.

2- Onlar, köylülerin artık hasatlarından tohumlarını tekrar ekememelerini sağlamak için, tohumları patentli genler ile markalamayı ve bu tohumları kısırlaştırmayı amaçlayan genetik teknolojilerini finanse etmek için milyarlarca doları harekete geçiriyorlar. >>